sivri yeşil biber

14 yaşında zatürre olduğum yatılı okulumdan gönderildiğim hastanede, sınır yaşta olmama rağmen çocuk koğuşunda yatırılmıştım. tam yanımdaki yatakta da roman bir kız yatıyordu. zencimtrak esmerliğine inat koyulmuş gibi bir adı da vardı:güneş.
güneş'in ailesi ziyaret gün ve saatlerinde aksatmadan gelirler, odayı şen sesleriyle doldururlardı. herkesin ziyaretçisi gibi onlar da çocuklarına yiyecek içecek getirip bırakırlardı. bir seferinde de, kış olmasına rağmen yeşil sivri biberler getirmişlerdi. öyle güzel kokmuştu ki, yatılı okulda soğan yemeyi bile özleyen ben, o kokuyu yıllarca eskimeyecek bir hafıza dosyasına kaydetmiştim.çok utangaç olduğumdan bana yapılan ikramı da geri çevirdiğimden, yeşil biber kokusu içimde ukde olarak kalmıştı öylece. günler sonra ziyaretime gelebilen memur babacığım da, belki birinden aldığı borç parasıyla ancak yola çıkabilmiş, bir de benim için muz almıştı. muz o zamanlar çok pahalıydı ve zengin meyvesi diye anılırdı.her çocuğun yemek için can atacağı türden lüks bir meyveydi.buna rağmen sevinememiş, cesaretimi toplayıp bir türlü "baba, canım yeşil biber istiyor" diyememiştim.öyle de bir sınır vardı aramızda.az önce bir tabağa, domates, soğan, yeşil biber ve peynir doğrayıp üzerine sızma gezdirip köy ekmeği ile yerken aklıma yine valide bağ hastanesindeki 14 yaşımın 14 günü geldi. yeşil biber hala yeşil ya ben!